Yavuz Selim Özcan Yazdı: Günümüze kadar akıllı binalar

Şehirler ütopik veya uygulanması ihtiyaçtan çok, özel zevk olarak algılanan unsurlar olarak görülmekteydi. Bu düşünce her geçen gün değerini yitirmekte ve ihtiyaç haline dönüşmektedir. Teknolojinin hızla ilerlemesi ile birlikte ister istemez, bizler bu evrimin içinde olduğumuzdan dolayı anlamasak da hayatımıza girmeye başladı bile.

Nesnelerin interneti

Konumuz her ne kadar akıllı binalar ve şehirler olsa da bir noktada nesnelerin interneti ile doğrudan bağlantılıdır. Genel olarak nesnelerin internetinden çerçeveyi daha daralttığımızda, yani akıllı evler ve şehirler olarak ele aldığımızda, eskiden düşünüldüğü gibi hayatımızın bir parçası olması çokta zor bir şey olmadığının farkına varıyoruz. Herkesin daha basit olarak anlayabilmesi için bundan uzun yıllar önce yapılmış binalarda merdivenlerde zaman ayarlı aydınlatma sistemimin sensor yardımı ile sadece ihtiyaç duyduğumuz anda yanıp sonrasında sönmesi ile başlamış durumda zaten. İnternet bankacılığından, online yemek siparişine, online marketten, uçak bileti alımına kadar aslında akıllı sistemler kullanmaktayız. Bu sistemler kullanıldığı alanlarda verimliliği arttırmak ile birlikte maliyetleri de olabildiğince düşürmeye yaramıştır. Eskiyi bir hatırlayalım ( çok da eski bir dönem değil 15 yıl öncesinde bilet almak için havayolu şirketinin ofisine gittiğinizi.)

Akıllı sistemler hayatımızın her yerinde

Şimdi bu akıllı sistemleri yaşam alanlarımıza yani evlerimize, otellere, şehirlerde insanların ulaştığı her noktaya uygulamaya ve her an ulaşılabilir hale getirmeye başlıyoruz. Bizlere kattığı konfor, işletme maliyetlerindeki düşüş, kontrol edilebilirlik, güvenlik vb sayısız açıdan pozitif değeri de ekleyebiliriz. Binalarda otoparka girerken kalkan bariyerden, içeri girerken açılan kapı ile devam ederek gitmekte. Şimdi bunu daha da eğlenceli hale getiriyoruz. Bütün bunları biz kontrol etmeye başlıyoruz. İşte akıllı bina ve şehirler tam olarak bizlere bunu sunmaktadır. Akıllı binalarda Aydınlatmadan, kombilere, su kullanımından, beyaz eşyalarımızın kullanıma en verimli şekilde kontrol etme imkanı sunmaktadır. Akıllı şehirler ise konfordan çok zaruri bir durum haline gelmektedir. Şehir aydınlatmalarından, can güvenliğine, güvenlik sistemlerine, toplu yaşamı daha da rahatlatacak imkanlar sunması ve aklınıza gelebilecek bir çok değer katmakta. Tabii olarak bu arz ve talep arttıkça ister istemez bu sistemlerin yapıldığı sektörlerde büyümektedir. 2025 yılına kadar binalar, dünyanın en büyük enerji tüketicileri ve sera gazı üreticileri haline geleceği öngörülmektedir. Dünyanın mevcut hammadde üretiminin yüzde 40’nın binalarda kullanıldığını düşününce. Bu da yılda yaklaşık 3 milyar ton anlamına geliyor. Oysa çevre dostu binalar, enerji tüketimini ortalama yüzde 30 ile yüzde 50 arasında düşürebilir. Tüm dünyada binaların tükettiği enerjinin sadece yüzde 15 azaltılmasının, 295 milyar dolar enerji tasarrufu ve küresel sera gazı emisyonunda yıllık 1,68 milyar ton düşebileceği öngörülmektedir. Yani binalar, hem gayrimenkul ve işletim maliyetleri açısından hem de dünya üzerindeki etkileri açısından çok pahalı. Ancak evleri sadece yaşam alanları değil yaşayan sistemler olarak, ofisleri sadece iş yapılan statik yapılar değil dünyanın iş yapış şekillerinin bir dışavurumu olarak görebilirsek akıllı sistemlerin gerekliliğini anlayabiliriz.

Yavuz Selim Özcan – Elektrik Mühendisi

ÖZEL HABER

Ahmet Doğan-KOBİLIFE

Diğer Makaleler

İlginizi Çekebilir