ULİKAD Başkanı Niziplioğlu: Bürokrasi önümüzü tıkamasın, iş insanları olarak gereğini yaparız

ULİKAD Başkanı Ömer Niziplioğlu ile Türkiye ekonomisini değerlendirdik. Kısa adı ULİKAD olan Ulusal İktisadi Düşünce Kuruluşu, Türkiye’nin iktisadi alanlarına eğilmeye ve bu alanlarda çözümler üretmeye devam ediyor.

ULİKAD Başkanı Ömer Niziplioğlu, “Türkiye, yeraltı ve yerüstü kaynakları açısından son derece önemli bir ülke. Biz, bu ülkeyi ekonomik anlamda dünyanın en önemli ülkeleri haline getirebiliriz. Neden ülkemizi dünyanın en önemli ekonomilerinden biri haline getiremiyoruz diye soracak olursanız hemen hemen bütün iş insanlarının ortak cevabı bürokrasideki engeller olacaktır.

Bürokrasinin hantal yapısının son bulması lazım

Türkiye, çok önemli virajları ardı ardına aldı. Rahmetli Turgut Özal döneminden başlayarak ülkemiz bir dizi atılımlar yaptı. Geldiğimiz son dönemlerde biz iş insanları, bürokrasinin hantal yapısının azalacağını öngörürken maalesef bürokrasi hala olanca hızıyla bizleri yavaşlatıyor” dedi. Niziplioğlu, sadece eleştirmenin yetmediğini aynı zamanda çözümün de bir parçası olmak gerektiğini dile getirdi. ULİKAD’ın çalışkan başkanı görüş ve çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı:

Sorunun değil, çözümün bir parçası olmalıyız

“Türkiye’de hemen herkes eleştirmeyi çok seviyor. Elbette eleştiri olacak ama eleştirinin de bir dozajı, bir sınırı var… Kuru kuruya sadece eleştirmeyi de doğru bulmuyorum. Eleştiri denildiğinde biz Akdeniz insanı bazen çok acımasız olabiliyoruz. Eleştiriyoruz iyi güzel de aynı zamanda çözüm önerisini de ortaya koyabiliyor muyuz? Sorunun değil çözümün parçası olmalıyız.

Sürdürülebilir ekonomik kalkınma için potansiyel tespit edilmeli

Türkiye’nin kendine özgü bir dizi avantajları var. Bizler bu avantajları çok iyi etüt etmeliyiz ve buna göre hangi bölgelerde neler yapılabileceğini kalkınma eylem planlarımızda detaylandırmalıyız. Türkiye’nin kalkınmasını tamamlaması için, sanayiden tarıma, turizmden ormancılığa kadar çeşitli ana branşların altyapı ve üstyapı olarak tamamlanması gerekiyor.

  • Sanayi

Sanayi, gelişmiş ülkeler için olmazsa olmazdır. Kalkınma hamlesini istenilen düzeyde gerçekleştiremedik bunun en büyük nedeni planlamanın eksikliğidir. Hangi bölgede, hangi şehir ve ilçede, hangi sanayi kurulmalı araştırılıp ona göre sanayi imar izni verilmeli. Kişi başına okul, hastane, düşünülürken kişi başına iş de düşünülmelidir. İnsanlar geçinebilmek için memleketini terk etmek zorunda kalmamalı. Her bölgenin kendine has özelliği göz önünde bulundurularak sanayi alanları yaratılmalıdır. Üretimi kırsal bölgelere götürmeliyiz. Bir iplik üretmek için dolar milyoneri olmaya gerek olmamalı…

  • Ormancılık

Petrolden sonra en büyük ithal kalemimiz orman ürünleridir. Halbuki ülkemizin 3’te 1’i resmiyette orman gözükürken nerdeyse ihtiyacımız olan tüme yakın orman ürünlerini neden ithal ediyoruz? Çünkü özel ve endüstriyel ormancılığı yeterince kullanmıyoruz, ağırlıkla ormanlarımıza çam ağacı dikiyoruz. Bu da sadece odun olarak kullanılıyor. Kendi ihtiyacımız olan ağaçlar dikip kendi ihtiyacımızı karşılamalıyız. Aynı şekilde ormanlık alanlarımızda zeytin ve meyve ağaçlarını orman ağacı olarak kabul edilse ve bu ormanlık alanlar çiftçilere verilse kırsaldaki birçok insanın geçimi sağlanmış olur ve ülke ekonomisine katkı sağlarız.

  • Gemi üretimi ve taşımacılığı

Dünyanın en ucuz taşımacılığı deniz taşımacılığı olduğu düşünüldüğünde ülkemiz bu alanda liderliğe oynamalıdır. Üç tarafı denizlerle çevrili, 3 kıtanın ortasında Ortadoğu, Avrupa, balkanlar, Kafkaslar’ın deniz taşımacılığını biz üstlenmeliyiz. Bu konumumuzda daha başka bir ülke olmadığı bilmeliyiz. Dünyanın en büyük gemilerinin yapıldığı 3 tersane yapılsa yaklaşık 3 milyar dolarlık ekonomi yaratılmış olur.

  • Deniz ürünleri

Ülkemizin 3 tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen sanki deniz fakiri bir ülke gibi denize karadan bakıyoruz maalesef. Deniz ürünleri tüketiminde diplerdeyiz. Ülkemizin denizlerinden yeterince yararlanabiliyor muyuz? Norveç’in sadece somon balığından senelik 6 milyar dolar geliri var. Marmara Karadeniz balık ve deniz ürünleri yetiştirmek için ruhsatlar düzenlenmeli. Gerekli deniz ürünleri yetiştirme ruhsatları düzenlendiğinde şu an 1 milyar dolar olan ihracatımızı 4-5 milyar dolara çıkarabiliriz.

  • Kırsal bölge

Kırsal bölgede yaşayan vatandaşlarımızı üretime katılmasını sağlamalıyız hediyelik eşya, oyuncak, süs ürünleri, bijuteri, cam, tekstil montaj gibi evde, köyde basit atölye içinde yapılabilecek ürünleri kırsal bölgede ürettirmeye çalışılmalıyız. Örnek olarak yılbaşı süslerini çam ağacı, kapı süsü tahta oyuncak gibi ürünleri kadınlar evde rahatlıkla yapabilir ve bunların özellikle Avrupa’ya ihracatı ile önemli kazanç sağlayabiliriz. Bunun için yasal engeller kaldırılmalı, ürün imalatı yaptırmak isteyen firmalar istediği ürünü ilan etmeli üretim yapmak isteyen kişilerle temasa geçilmeli işin nasıl yapılacağını öğretilmelidir.

  • Yazılım

Yazılımın bir makinesi yoktur, insan eliyle yapılır. Ücretlerin yüksek olduğu ülkeler bu maliyeti düşürmek için başta Hindistan gibi ülkelere yaptırmaktadır. Yazılımdaki kodları yazmak için bilgisayar mühendisi olmaya gerek yoktur. Kodların nasıl ve hangi düzende yapılacağı öğretildiği takdirde çoğu kimse rahatlıkla yazılım yapabilir. Genç nüfusumuzu bu şekilde iş sahibi yapabilir, evinde yazılım yaparak geçimini sağlattırabiliriz. Hindistan’ın bu yolla 100 milyar dolar kazandığını unutulmamalıdır. Dünyada yazılımcıya çok büyük ihtiyaç duyulduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Ülkemizin yazılım konusunda ilerletirsek dünyaya daha çok entegre olur bu sektörünü genç insanlarımıza yaptırmayı başarabilirsek 3-5 milyar dolarlık ek gelirimiz olur.

  • Sinema

Türk dizilerinin dünyada satış rekorları kırdığını biliyoruz. Bunun en büyük nedeni oyuncu maliyetinin düşük olması. Bunu göz önünde bulundurarak İstanbul’a Hollywood tarzında film, dizi ve program çekim platformu yapılmalı bu sayede hem çekimlerin maliyeti düşürülmeli hem de istihdam sağlanmalıdır. Ayrıca özellikle Avrupa’da maliyetli çekimlerin burada çekilmesi sağlanmalı. Birçok Ortadoğu ve Afrika ülkelerinin yetersizliklerinden dolayı çekemediği çekimleri de buraya çekme imkânı sağlanmalıdır. Hollywood’un senelik 100 milyar dolar geliri olduğunu göz önünde bulundurulduğunda şu an 500 milyon olan dizi satışımız 3 milyar dolara rahatlıkla çıkarabiliriz. Çünkü çekimler için dekor teknik eleman ve oyuncuya sahibiz.

  • Turizm

Ülkemiz dini geçişlerin aynı zamanda da tarih, kültürler beşiğidir. Bunun yanında deniz, dağ, doğa için mükemmel durumdadır. Turizmde dünya birincisi olabilme imkânı vardır. Akdeniz turizm havzasıyken biz sadece Antalya ilimizden yararlanıyoruz. Oysa Hatay Mersin ve Adana da aynı potansiyel vardır. Buralar da turizm bölgesi ilan edilirse Antalya gibi işsizlik biter ekonomik olarak kalkınma sağlanır. Aynı şekilde Avrupa’da birçok ülke kayak turizmiyle geçimini sağlarken özellikle Avusturya ülke ekonomisinin yüzde 60’ını turizm ve kayaktan karşılıyorken bizim dağlarımız da kayak turizmi istenilen düzeyde değildir. Bunun nedeni dağlarımızı planlayıp kayak turizmine açmamamızdır. Yine aynı şekilde doğa harikası yaylalarımızı da turizm planlaması yapılmadığından bu şekilde atılı olarak kalıyor. İsviçre’nin Alpleri örnek alınmalıdır. Kültür şehirleri olan Mardin, Şanlıurfa’yı da turizme kazandırmalıyız.

  • Tarım

Ülkemiz tarım ülkesi olarak bilinse de çiftçi başına düşen toprak alanı 4 dekardır. Bu kadar parçalanmış tarım arazisiyle kârlı tarım yapmak mümkün değildir. En büyük sorunumuz parçalanmış toprak meselesidir. Bunları birleştirerek daha verimli ve daha az maliyetli üretimin yollarını bulmalıyız bireysel üretimle uluslararası ihracat düşünülemez. Ayrıca tarım borsaları kurularak üreticinin eline hak ettiği para geçmesi sağlanmalıdır çiftçilerin gelir düzeyi yükseldikçe tarıma olan ilgi ve yatırımda artacaktır. Hollanda’da çiftçiler bağlı bulunduğu kurumdan toprağın türüne ülke ve ihracat ihtiyacına göre ekim izin verilir. Ülkemizde ne yazık ki herkes kendi bilgisi ve öngörüsüyle hareket etmektedir. Tüm çiftçilerimiz bir platformda üreteceği ürünü deklare etmeli böylelikle çoğu zaman yetersiz bazen de ihtiyaç fazlası üretim yapılmasının, mağduriyetlerin önüne geçilmesi sağlanmalıdır.

  • Maden

Ülkemiz maden çeşitliliği bakımından dünyada ilk 10’dadır. Yine dünya metalik madeninin yüzde 40’ını içinde barındıran tetis kuşağının üstünde en büyük alana sahip ülkelerden biridir. Dünya mermer rezervinin yüzde 40’ına bor madeninin yüzde 78’ine sahipken gelirimiz buna paralel bu kadar yüksek değildir. Dünya mermer pazarının büyüklüğü 40 milyar dolarken yüzde 40 rezervimiz varken 16 milyar dolar gelirimiz olması gerekirken 2 milyar dolardır. Bunun nedeni başta mermer olarak birçok madeni ham halinde veya blok olarak satıyoruz. Katma değerli ürün haline getiremiyoruz. Çin mermeri ülkemizde alıp okyanusu geçip dünyaya satarken bizim yeterli mermer işleye fabrikalarımız olmadığı için 140 milyon yılda oluşan mermeri çok komik fiyata satıyoruz. Oysa Burdur, Denizli, Isparta’da mermer organize sanayileri kurulsa bu illerin işsizliği bitebilirdi şu anki mermer sanayilerinin çok yetersiz olduğu mermer ihracatından anlayabiliyoruz.

ÖZEL HABER

Ahmet Doğan-KOBİLIFE

Diğer Makaleler

İlginizi Çekebilir