Serdar Keskin yazdı: Cesaretin Var mı MARKA Olmaya?

Markaların %88’i bugün hayatımızdan çıksa tüketicilerin hayatlarında hiçbir şey değişmeyeceğini gösteren araştırmaları görünce markalaşma konusunda yazıp, çizmek ve konuşmak oldukça kritik bir noktaya geldi. Durum öyle bir noktaya geldi ki hayatımızın her anında yer almak isteyen markaların mesaj bombardımanına uğruyoruz.

Telefonlarımıza, maillerimize gelen reklam bildirimlerini iptal etmek için türlü uğraşlar verirken marka olmak istemek kolay bir karar değil. Özellikle KOBİ diye sınıflandırdığımız işletmelerin bu konuya olan endişelerini 10 yıldır yakından şahit olmaktayım. Sadece Türkiye’de değil dünyanın bir çok ülkesindeki KOBİ’ler ailenin bir üyesinin kurması ile başlayıp sonrasında aile şirketine dönüşen yapılardan oluşmaktadır. Bu yapıların içerisinde her zaman krizler oluyor ama asıl motivasyon ürün ya da hizmetlerin oluşturulmasına yöneliyor.

Sen pekmezi iyi yap sinek Bağdat’tan gelir!

Bu söz halifelik döneminde Bağdat’ta iyi ve kaliteli yemeğin alıcısının Fizan’dan bile gelip seni bulacağını anlatırdı. O zamanlar pazarlamaya gerek yoktu. Kısıtlı kaynaklar üretim yapılan bir dönemde insanların seçenekleri de oldukça azdı. Artık bu sözün gerçekliği ne yazık ki eksik kalıyor. Kuruluş aşamasından ulusal ya da uluslararası bir şirket olma noktasına kadar giden yolculukta tüm patronlar en büyük önemi üretime, tesise, fabrikaya vermektedir. Bunda sonuna kadar da haklılar, çünkü bizlere öğretilen ticari değerlerde işini iyi yaparsan müşteriyi elbet bulacağımız anlatılırdı.

Ancak yaşadığımız modern dünyada sanayi dönemi ile birlikte çoklu üretim bantlarıyla üretimler her iş kolunda oldukça hızlı ve kolay bir şekilde çoğaldı. Bunun üstüne bir de dünyadaki lojistik kolaylıklarını da eklersek gelişmiş ülkelerin dünyanın her yerine ticaret yapabilmesi adil olduğu tartışılan bir rekabeti doğurdu. Bu durumdan en çok memnun olan müşteriler için ise sonsuz seçenek imkanı doğdu. Bu imkana sahip müşterinin güçlenmesi ile şirketler yoğun bir rekabete girdi. Kimisi fiyatıyla, kimisi ürününe olan güvencesiyle girdi. Yıllar geçtikçe bu durum içinden çıkılmaz hale gelince insanlar satın alma kararlarını farklı düşüncelerle yapmaya başladı. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, tüketicilerin satın alma kararını etkileyen ilk üç sebebe baktığımızda markalaşmanın neden önemli olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz. Müşteriler satın alırken kararını %56 ile güven, %24 ihtiyaç ve %20 fiyata bağlı veriyor.

KOBİ’ler Neden Markalaşmaya Önem Vermeli?

  • Güven Vericilik

Bu noktada her şirket güvenli olduğunu düşünebilir. Ancak araştırmalar gösteriyor ki müşteriler güvenilir markaları her zaman tercih etmektedir.

Bunu şu örnekle düşünün lütfen; Tanımadığınız bir semtte başınıza küçük bir hastalık geliyor. Çevrede aynı mesafede iki hastane var. Kriz anında karar vermeniz gerekiyor. İkisine de daha önce hiç gitmemişken, beyin size bir tanesini seçmeniz konusunda sinyaller veriyor. O an ne maliyet, ne de farklı hesaplar yaparsınız. Doğrudan iyi olarak duyduğunuz, bildiğiniz ya da bir şekilde size tavsiye edilen hastaneyi tercih edersiniz.  Bu kural hiç değişmez. Benzer örnekleri farklı sektörlerde de yaşamamız mümkün. Çünkü markaların yeri yurdu bellidir, çalışanlarının anlık durumlarına göre karar vermezler, ürünlerini ya da hizmetlerini belli bir standartla yönetirler. İşte tam da burada marka olmanın ikinci sıradaki önemine geldik.

  • Standart Hizmet

Bir mobilya almaya karar verdiniz. Ailenizle birlikte mobilya mağazasına girdiniz. Orada beğendiğiniz ürünlerin renginden kumaşına kadar bütün detaylarını seçtiğinizi ve belli bir üretim süresi sonucunda size teslim edileceği konusunda anlaşmaya karar verdiğiniz senaryoda firmaya vereceğiniz peşinat sırasında aklınıza tek bir soru gelir; Bunlar seçtiğimiz ürünleri gerçekten yapabilecek mi? ‘ İşte bu konuda markalaşmanın en önemli testlerinden biridir. Üretimden satışa hatta satış sonrasındaki hizmetlere kadar markalar tüketicisine standart bir hizmet sunmalıdır. Müşterinin yakınlığına ya da büyüklüğüne göre bu standartlar değişmez. Değişmemeli.

  • Yetenekli ve Başarılı İnsan Gücü

Son olarak belki de işletme için en önemli konulardan birinden bahsedeğiz. Yıllardır Kobi’lerle farklı projeler kapsamında çalışmaktayım. Gördüğüm en büyük problem ; Liyakat! Doğru işe doğru çalışanı bulmak şirketlerin yıllar geçse de çözemediği sorun oluyor. Çünkü firmalar daha kurulum aşamasında şirketi marka olmak üzerine kurgulamadığı için yakın çevresinden güvendiği, tanıdığı insanlarla yola çıkıyorlar. Bu bir süre gayet başarılı giderken işler büyüdükten sonra ciddi problemlere sebep oluyor. Kuruluş aşamasında şirketin bütün zorluğunu yaşamış güvenilir ve vefakar insanların şirket ulusal veya uluslararası bir noktaya gelmesi karşısında doğal tepkileri şirketleri ciddi şekilde etkiliyor. Çünkü yıllardır alıştığı düzenin değiştiğini görmek, hesap verilebilirlik noktasına gelmek hatta yetkinliklerinin sorgulandığı bir noktaya gelmek o çalışanları rahatsız etmektedir. Bu noktada çalıştığımız KOBİ’lerle ciddi ve kritik kararlar vereceğimiz bir sürece girmiş oluyoruz. Liyakatin, sadakatten büyük olduğu şirketlerde bu süreçler bir şekilde aşılıyor ve markalaşma yolunda ciddi adımlar atılıyor.

Markalaşmak için 6 Tavsiye

  1. Öncelikle bulunduğunuz bölgedeki Kosgeb merkezleri, Ticaret Odaları, sektör derneklerinden ya da başarılı bulduğunuz markaların çalıştığı şirketleri bulup onlardan profesyonel destek almak için yardım istemelisiniz.
  2. Probleminizi net belirlemeniz için araştırma yaptırmalısınız. Uygun bütçelerle gerçekleşecek araştırmalarda şirketinizin mevcut müşteride ve potansiyel müşterilerde nasıl bir bilinçte olduğunu görmeniz önemli bir bilgi oluşturacaktır. Pazardaki durumunuzu objektif olarak görmenizi sağlayacaktır.
  3. Çalışanlarınızı, müşterilerinizi ve tedarikçilerinizi çalıştığınız profesyonel danışmanlar eşliğinde dinlemelisiniz.
  4. Şirketinizin fark yaratan, rakiplerinizden ayırt eden ve müşterilerinizin mutlaka tercih sebebi olarak kullanacağı bir hikayeniz ve vaadiniz olmalı. Bu sürecin en başında yapılmalı ve mutabık kalınmalı ki bütün yapılacaklar burada bulanacak hikayeye göre planlanmalı.
  5. Şirketin tüm kaynaklarına göre gerçekçi bir hedef ,yol haritası, eylem ve bütçe planı oluşturulmalı.
  6. Plana süre boyunca her bir taraf sadık kalmalı. Yol süresince asla yeni bir plan, hedef konuşulmamalı. İlgili tüm birimler bu plana göre çalışmalı ve ara değerlendirmelerde iyileştirmeler yapılmalı. Marka olmanın belki de en önemli tarafı sürdürebilir bir hedef ve yolculuk yapmaktır.

İsminden slogana, mağazadaki tutum davranıştan, müşteriye atılacak sms metnine,  e-ticarette müşteriye atılacak geri bildirim maillerinden satış sonrasındaki hizmete kadar tüm süreçleri tek bir merkezden yönetmek sadece ve sadece markalaşmak ile mümkün. Araştırmalara göre; müşterilerin %40’ının iyi bir markadan alışveriş yapmak için daha fazla para ödemeye hazır olduğu bir dünyada markalaşmaya cesaretle ve sabırla yaklaşılmalı.

Serdar Keskin-Fexperience Danışmanlık Kurucusu

ÖZEL HABER

KOBİLIFE

Diğer Makaleler

İlginizi Çekebilir