Özlem Arslan Kart yazdı: Yastıkaltı markalarınıza dikkat!

Türkiye’de her yıl artan bir ivme ile marka tescil başvuruları yapılmaktadır. 2020 yılından örnek vermek gerekirse, pandemi koşullarına rağmen bir önceki yıla oranla rekor bir artışla 170 binin üzerinde marka yapılmıştır. Yakalanan bu artışı, markalar konusunda hukuki haklar elde etme konusunda bilincin oturması olarak değerlendirilebilir. Bu oldukça iyi haber! Ancak artan marka sayıları bir yandan da yeni ticaret hayatına atılacaklar için marka bulamama sorununu da beraberinde getirmeye başladı. O kadar marka tescili yapılması girişimcilerin/KOBİ’lerin marka seçip, tescil ettirebilmesini de zorlaştırdı. Çünkü kullanılmayan, atıl kalan ancak tescilli olduğu için alınamayan markalar zamanla bir marka çöplüğü haline geldi ve sektöre uygun, değerli marka yapmak isteyenlerin de önünü tıkadı. Bu marka çöplüğüne zamanla marka borsasında aldıkları sektör özelinde değerli markaları satmak için elinde bulunduranlar da eklendikçe tescilsiz marka bulma sorunsalı içinden iyice çıkılamayacak bir hal aldı.

Kullanım Zorunluluğu Şartı

Bu sorun büyüdükçe kullanılmayan/ticaret hayatına kazandırılamayan markaların çığ gibi büyümesinin önüne geçilmesi için düğmeye basmak gerekiyordu ve 2016 yılında çıkan kapsamlı 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlemeye gidildi. İlgili kanuna; markanın kullanılmaması, markanın sağladığı hakların idari merciler ya da yargılama makamları önünde ileri sürülememesine ve hatta hakkın sona ermesine neden olduğu sonucuna varılmaktadır, ibaresi eklendi. Yani başka bir deyişle, tescilli markanızı kullanmak isteyen 3. şahıslar o markayı kullanmadığınızı kanıtladığı takdirde marka üzerindeki hakkınızı hukuki yoldan kaldırabilir konuma geldi. Bu kararla birlikte tescilli markalara bir nevi kullanım zorunluluğu getirildi.

Doğasına Aykırı

Marka bulmanın gün geçtikçe zorlaşması ve bu durumun büyük bir kısmının kullanılmayan markalar nedeniyle olması markanın doğasına da aykırı bir durumdur. Bir marka, değer yaratmak, tanınırlık ve prestij için kullanılmalıdır. Hukuki açıdan en güçlü koruma yöntemi olan tescil, marka sahibinin elinde atıl kalmaya mahkum bir araç değildir. Bu sebeple yastık altında saklanacak markalar için başvuru yapılmamalı, aksine yatırım yapılması muhtemel markalar özenle seçilerek marka tescil süreci başlatılmalıdır. Marka seçimi, bir girişimin en önemli ve öncelikli adımlarından biri olarak kabul edilmelidir. Bu sebeple daha henüz işin başındayken seçilen markaların girişim teşebbüslerini geleceğe taşıyacak anahtarlardan biri olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla bu öneme sahip bir kalemin başkası tarafından daha önce tescillenmiş ve kullanılmadan tozlu raflarda yerini almış olması rahatsız edicidir. Belki de birilerinin başarısının önünde ciddi bir engel oluşturmuştur. Tüm bu konuları göz önüne alarak ileride hukuki açıdan kimseyle karşılaşmamak ve girişimcilerin/KOBİ’lerin önünde bir engel teşkil etmemek için gerçekten ticaret hayatında var olmak istediğiniz markaları tescilleyin! Tescillediğiniz markaya da mutlaka yatırım yapın ve ticaret hayatınıza değer katın!

Özlem Arslan Kart-Üstün Patent Kurucusu

ÖZEL HABER

Ahmet Doğan-KOBİLIFE

Diğer Makaleler

İlginizi Çekebilir