Özlem Arslan Kart yazdı: Be Özgün!

Herkes ticaret hayatına KOBİ olarak başlar… Tüm girişimciler, bugünün büyük holdingleri, yatırımcıların peşinden koştuğu şirketler hemen hemen hepsi daha serüvenin en başında birer KOBİ’dir! Sadece başarılı KOBİ’lerin nasıl büyüdüğünün, farklılaşan ve kendilerine özgü hikayeleri vardır.

Ters Orantılı 2020

2020’de açıklanan verilere göre yaklaşık olarak 134 bine yakın işletme kurulmuş. Marka başvurusu olarak da TPE verilerine göre bir rekor yaşanmış. Salgına rağmen 155 binin üstünde yerel marka başvurusu yapılmış. Buraya kadar tablo mükemmel gözüküyor. Türkiye’nin marka başvuru sıralamasında Avrupa’da birincilik koltuğuna oturmuşluğu var. Kuruluşlar marka bilincine daha hakim olarak ilerlemeyi artık sorumluluk sayıyor. Ancak bir büyük ayrıntıya dikkat çekmek gerekirse, bu mükemmel tablo büyüme ve istihdam oranlarını aynı oranda beslemiyor. Birçok KOBİ’nin hayatı nasıl başladıysa yıllar boyu aynı seyirde, inişli çıkışlı öylece devam ediyor. Doğru orantılı olması gerekirken tamamen ters orantılı ilerleyen bu iki tablo bize çok net olarak, KOBİ’lerin yeterli düzeyde markalaşamadığını ve büyüyemediğini söylüyor.

Peki, hatamız nerede?

KOBİ’lerin hikayelerini yazmaya, marka seçiminin çok öncesinde, rakiplerinden neleri farklı yapacağını, marka olarak nelere odaklanacağını ve nelerle özgünleşebileceğini net bir şekilde belirleyerek başlaması gerekiyor. Ancak daha başında belirlenmesi gereken bu prensipler yerine sadece marka seçerek ve markayı da gündem neyse, müşteri neyi daha hoş veya daha cool görecekse buna göre seçerek başlıyorlar… Sözüm meclisten dışarı! Tam da burada böyle markalara örnek olarak yazının başlığını yeniden okumanızı rica ederim: Be Özgün okumak yerine Bi Özgün okumanız gerekiyor. Yarı İngilizce Yarı Türkçe… Aslında bu başlığı örnek olsun diye, ülkemizde böyle markalardan yüzlerce olduğuna ve ne kadar anlamsız olabileceğine dikkat çekmek için attım. KOBİ’ler ne kendilerine ne de müşterilerine anlatamadıkları markalar seçtiklerinde ticari hayatlarına kimliksizleşerek başlıyor ve böylece onlarca marka, mükemmel diye bahsettiğimiz tablolarda sadece rakamlarla hayat buluyor. Etki yaratamadan 4 duvar arasına sıkışıyor!

Tüketici Artık Samimiyet Bekliyor!

Samimiyet olgusu artık yeni dünya düzeninde en önemli unsur. Son yıllarda çok çok büyüyen e-ticaret kuruluşlarının reklamlarına dikkat ettiyseniz, iş yapış şekillerini anlatmaya, çalışanlarının ne kadar mutlu olduklarını göstermeye çabalıyorlar. Çünkü aslında başarılarının arkasındaki hikayeyi bu şekilde betimliyorlar. Biz bu şekilde bir markayız, bizi seçerseniz bu kişilerle çalışacaksınız ve biz bu hikayeyi sizlerle birlikte tamamlayacağız alt metni her gün binlerce kez bilinç altımıza gönderiliyor ve biz de olumlu olarak bunları kodluyoruz. Mor ve sarı dediğimizde artık tek bir marka ile özdeşleşiyoruz. Onun hikayesini konuşuyoruz. Uygulamayı açtığımızda her yeni gelişmeyi hemen algılayabiliyoruz. Bunun en önemli nedenlerinden biri bize iyi hizmet sunduğunu net olarak anlatmasından kaynaklanıyor. Başta yazdığı, olmak istediği hikayeyle bugün geldiği noktada aralıkların başarı ile dolmasının ana sebebi özgünlüğünden geçiyor. Sattığı ile aldığımız arasına büyük bir şeffaflık ve samimiyet koyuyor! Üstelik dünyanın en kolay markası ile başlıyor! Markayı herkes aynı yorumluyor. Aşırı net ve hikayesi ile birebir aynı…

Yola çıkarken KOBİ’lere tavsiye yola çıkarken,

Böyle başarı hikayelerini, girişimcilik süreçlerini bir işe girerken iyi analiz etmek gerekir. Çünkü artık eskisi gibi müşteri ne derse haklıdır diye bir cümleyi müşteri bile kabul etmiyor. Tüketiciler şirketin verdiği ile değil, istekleri doğrultusunda esnek olabilen markalar talep ediyor. E-ticaretin devlerinde bunları bulabiliyor ve onlara yöneliyor. Bu markaların okumaları doğru yaparsak hikayemizi de ona göre kendimize özgü yazabilir ve büyümenin önündeki engelleri kaldırarak 4 duvar arasına sıkışmaktan kurtulabiliriz.

Özlem Arslan Kart-Üstün Patent Kurucusu

ÖZEL HABER

KOBİLIFE

 

Diğer Makaleler

İlginizi Çekebilir