Dr. Fatih Anıl yazdı: Şirket birleşmeleri ve fonlarla ortaklık

Türkiye’deki piyasalara girmek isteyen büyük gruplar, işe aile şirketi olarak başlayıp büyüyen işletmeler ile stratejik veya finansal ortaklıklar kuruyor. Peki bu ortaklık modellerinden hangisi ne tür avantajlar sağlıyor? Gelişen, özellikle de iç piyasası canlı olan ekonomiler, uluslararası fonların ilgisini çekiyor. Türkiye’de birçok aile işletmesi belirli bir büyümeye ulaştıktan sonra ülkemizde iç piyasaya girmek isteyen büyük grupların ilgisini cezp ediyor. Söz konusu gruplar stratejik ortak olabilecekleri gibi finansal ortak olarak da satın almaya gidebiliyor. Öncelikle stratejik ortaklık veya finansal ortaklık arasında bir karar veriliyor.

Stratejik ortaklık

Stratejik ortaklık; aynı sektörde faaliyet gösteren işletmesini ve markasını daha da büyütmek isteyen ve uzun dönemli ortaklık amacıyla pazar payını daha da arttırarak, know-how paylaşımı yapabilecek, sinerji yaratacak ortaklıklardır. Finansal ortaklık ise ortak olunacak şirketin faaliyet gösterdiği sektörle alakalı olmadan, sadece finansal destek sağlayarak

kurulan ortaklıklar yapısıdır. İki ortaklık arasındaki başlıca fark, finansal ortaklıkta kısa dönemde kârlılık hesaba katılarak, ortaklığın başladığı andan itibaren exit yani diğer bir deyişle çıkış planlarının hazırlanmasıdır. Finansal ortaklık mali ka­zanç üzerine odaklanır ve kârlılığı yakaladığı anda hisselerin satışını hedefler. Oysa stratejik ortaklıklar çok uzun yıllar sü­rebileceği gibi bu yapıda süreklilik esastır. Finansal fonların ortaklıkta kalış süreleri ortalama 3-5 yıl olarak hesaplanır.

 

Danışmanlık şirketleri veya danışman

Ortaklığın ne şekilde kurulabileceğine karar verildikten sonra muhtemel adaylarla görüşmeler başlar. Genelde bu noktada danışmanlık şirketleri veya danışman devreye gi­rer ve uygulamada olduğu gibi çoğunlukla danışman kişi ve kuruluşların tavsiyeleri doğrultusunda adımlar atılmaya başlanır.  Fonlar dediğimiz özel sermaye şirketleri (PE) özellikle şirketin kârlılığına odaklanırlar, çünkü amaç kısa sürede en büyük getiriyi elde etmektir, burada EBİTDA (FAVOK) de­diğimiz faiz-amortisman ve vergi öncesi kârlılığın hızlı bü­yütülmesi hedefleniyor. İşletmeniz ve markanız her ne kadar kuvvetli ve büyük olsa da finansal alıcı değer belirlerken, öncelikle EBİTDA marjı ve tutarı üzerinden değer belirle­nir. Değer üzerinde konuşulabilir bir orana gelindiğinde en önemli konu önümüzdeki 3-5 yıllık dönem için hazırlan­mış savunulabilir ve tutarlı kayda değer büyüme öngören iş planınız ve onun savunulması olur. Sağlıklı bir ortaklık için geçmiş yıllara dönük finansal veriler şeffaf, tutarlı ve denet­lenmiş olmalı, bilgi alışverişinde potansiyel ortağa her türlü bilgi detaylı şekilde izah edilmeli ve yönetim tek ses olarak temsil edilmelidir. Tüm bu süreç danışmanlar, mali kurumlar ve hukuk ser­visindeki avukatların desteğiyle birlikte 6-12 aylık süreçte so­nuçlanabilir. Özel sermaye şirketleri (PE) ortak oldukları şirketlere yeni bir vizyon getirir, bu vizyonun bir parçası olan kurumsal yö­netim ve raporlama sistemi, genel ekonomiye de katkı sağlar. Bu katkı, sermaye piyasalarının gelişmesi ve kurumsal şirket­lerin çoğalması şeklinde karşımıza çıkar.

Dr. Fatih Anıl 

KOBİLIFE

Diğer Makaleler

İlginizi Çekebilir