Çalışanların sendikal hizmetlere kavuşması gerekiyor

Sağlık Hizmetleri Sendikası Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, “Bağımsız sendikacılık özgürlüktür anlayışı ile 2016 yılında asker hastanelerinin kapatılarak personelinin Sağlık Bakanlığı’na devir olmasıyla beraber mevcut sendikaların hak arayışında yalnız bırakması sonucu OHAL sürecinde kurulan 03 hizmet kolunda yani sağlık sosyal hizmet kolunda kurulan bir sendikadır. Bizler ‘’bağımlı sendikacılık köleliktir’’ anlayışını benimseyen sendikayız. OHAL sürecinde kurularak Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) doğruluğunu ve güvenirliliğini ispatlamıştır. Özetle; Hak ve menfaatlerini en iyi şekilde savunan, sıfatların değil fikirlerin yönettiği, emekçinin hakkını her şeyin üstünde tutan, emekçinin  görüşünü önemseyen ve uygulayan ,her emekçinin sorunlarını çözmek için mücadele eden,  küçük menfaatler için büyük kazanımları göz ardı etmeyen, sorunların çözüm noktasında yönetim kurulunun her üyesine ulaşılabilen donanımlı  hukuk servisi olan bağımsız sendikayız” dedi.

Konjönktör itibarıyla sağlığın önemi görüldü

Özellikle pandemi ile beraber sağlık sektörü ve çalışanları çok daha önemli ve stratejik bir hal aldı. Değerlendirir misiniz?

Pandemi ile beraber sağlık kurum çalışanlarının ve sağlık kurumlarının ne kadar önemli olduğu görüldü. Sağlık emekçileri uzun yıllardır haksızlıklarla boğuşuyor. Ama kimse bu kadar önemli oldukları bilinmiyordu. Türkiye sıralamasında ilk on binlerde yer alıp Tıp Fakültesini kazanıp bitiren hekimler ağır şartlarda çalıştığı gibi, şimdi beş dakika aralıklı muayene süreleri ile nitelikli hizmet sunamıyorlar. Türkiye’deki sağlık sistemi ciddi sorunlarla yüz yüze, Türkiye’deki mevcut sağlık sistemini sorgulamamız gerektiğini ve pandemi ile beraber sağlık sistemin çöküşünü değil elbirliğiyle düzeltilmesi için çabalanması gerektiğini gördük.  Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde 24 ve 36 saatlik mesai sistemi uygulamalarının kabul görmediğini umarız bizleri yönetenler de farkında olmuşlardır. Pandemiyle beraber sağlık kurum çalışanları mesai mefhumu gözetmeden çalıştığı halde haklarında düzenleme göremediği gibi ek ödemelerde bile ötekileştirilmişlerdir. Covid olup hayatlarını kaybedenlerin hakları konusunda gerekli düzenlemeler yapılmadığı gibi yardımcı hizmetler sınıfı bu pandemi de birçok işi yaptığı halde yıllardır sözü verilen eğitim öğretime göre kadro ve unvanları düzenlenmemiştir. 2016’ya kadar askeri hastanelerde çalışan ve hiçbir sebep gösterilmeksizin hakları elinden alınan sağlık emekçilerinin Askeri hastanelerde çalışan devir edilen subay, astsubay ve sivil memurların özlük hakları ve konumlarının çözüme kavuşturulmadığının bu pandemide göz önüne serildi. Askeri sağlık hizmetlerinde de nitelikli sağlık personeliyle yürütülen sistem bile yara aldı. Sağlık personeli istifa ve intiharlarla gündeme geldi. Gece gündüz mesaisinin en yoğun şekilde geçiren sağlık kurum çalışanları bu pandemi de çok düşük maaşlarla, uzun bir süre izinlerin kapatılmasıyla izin yapamayarak görevlerinin başında çalışmaya devam ettiler. Pandemi de sağlık hizmetinde doktorundan hemşiresine, teknisyeninden teknikerine, hasta kabul personelinden veri hazırlama kontrol işlemcisine, temizlik personelinden güvenlik personeline kadar bir bütün olan sağlık kurum çalışanlarının hakkı ödenemez.

SAHİM-SEN’ in hedefleri nelerdir?

*Mevcudiyetleri ancak demokrasinin mevcudiyetiyle mümkün olan, örgütlenmiş baskı ve çıkar grubu olarak bağımsız sendikaların; alınan kararlara katılım faaliyetleri ile demokrasiyi işler hale getiren ve her aşamada demokratikleşme sürecini ilerleten faaliyet oluşumu olduğunu unutturmamak,

*Yaptığımız ve yapacağımız faaliyetlerle demokratikleşme sürecinin geliştirilmesine katkıda bulunmak, *Çalışanların hak emek ve demokratik temsilini her daim ayakta tutmak,

*Ülkemizin çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmasını sağlamak,

*Siyasi otorite ve sendika gölgesi altında, kurum içi görev yerlerinin belirlenmesinin önüne geçmek, *Sendikacılık anlayışını; kendi çıkarları için değil, üyelerinin hak ve menfaatlerini koruyup, geliştirme anlayışıyla yeniden tesis etmek,

*Üyelerimizin kazanılmış haklarının iadesini sağlamak,

*Sağlık çalışanının ve geleceklerinin sorumluluğu bilinciyle, maddi ve manevi kazanımlarının artmasını sağlamak,

*Yetkililere, sağlık çalışanlarının ekip anlayışı ile çalıştıklarını hatırlatmak,

* Sağlık çalışanlarının değerini artırmak,

*Toplu sözleşmeye esas ilettiğimiz taleplerin yerine getirilmesini sağlamak,

*Liyakatli yöneticilerin atanmasını sağlamak,

*Sağlık çalışanı istihdamının daha fazla yapılmasını sağlamak,

*Kaliteli sağlık hizmeti için, sağlık çalışanlarına daha çok eğitim imkanının oluşması sağlamak,

*Sağlık çalışanının iş yükü altında ezilmesine şiddete  ve mobbinge uğramasına asla izin vermemek

Neo-liberal politikalar

Ülkemizdeki sendikalaşma durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? OECD ülkelerine kıyaslayarak değerlendirir misiniz?

Özellikle 1970’lerden sonra, tüm dünyada daha demokratik bir rüzgar eserek, kamu görevlilerinin de çalışma koşullarının belirlenmesine katılarak, kararların alınmasında sorumluluk üstlenmeleri ve işçi kesiminin son yüzyıl içinde elde ettiği kazanımların memurlara da uygulanması ulusal ve uluslararası düzeyde benimsenmeye başlandı. Bu anlayış sonucu, işçi kesimi ile memur kesimi çalışanları arasında ayrım yapılmasının haksızlığı vurgulanmaya başlandı. Sonuçta birçok ülkede, kamu görevlilerine sendikal hak ve özgürlükleri tanımak zorunda kaldı. 1990’lara gelindiğinde birçok demokratik ülkede toplu pazarlık sistemi ve memur statüsü ile kazanılan haklar, işçi ve memur farkını kaldıracak biçimde iki grup çalışanların yararına olarak uygulanmaya başlanmıştır. Bu uygulamalar sonucu, Türk memur sendikacılığını 23.07.1995 tarihli Anayasa değişikliği ile memurlara sendika kurma ve toplu görüşme yapabilme hakkı tanınmışsa da günümüzde sendikalaşma oranı düşüktür. Son zamanlarda yapılan toplu sözleşmeler beklentileri karşılamayınca sendika ne işe yarıyor olgusu kamu personelinin de oluşmuştur. 15 Temmuz Hain FETÖ Darbesi sonucunda bazı sendikalara üye olanların devlet memurluğuyla ilişiklerinin kesilmesi de kamu sendikacılık alanında örgütlenmeyi etkilemiştir. Yetkili ama etkisiz sendika maalesef iktidarın istediği her şeye evet demiştir. Neo-liberal politikalar ve küreselleşme sürecinin özgürlüklerin kısıtlandığı, siyasi otoritenin etkin olduğu ,mali ve sosyal haklarımızın gün geçtikçe değer kaybederek ,alım gücümüzün zayıflatılması ve son toplu sözleşmede yüzde bir sendikalaşma oranı getirilmesi ile üyesi olunan sendika arasındaki ilişkinin zayıflamasına neden olmuş, sendikaların geleceği konusundaki tartışmaların yeniden gündeme taşımıştır. Bu durum sendikaların varlıklarını sürdürebilmek adına gelişime ve değişime uyum sağlama misyonunu ön plana çıkarma yönünde pozisyon almaları gerektirmektedir. Bu noktada Türkiye de gerçek sendikal faaliyet yapan sendikalar olarak geleneksel sendikacılık anlayışını oluşturan çalışanların istihdamda kalıcı olmasını sağlamak, ücret pazarlığı yapmak, istihdam koşullarını iyileştirmek gibi faaliyetlerde bulunmayla uğraşırken  son toplu sözleşmede  yüzde bir gibi örgütlenme hakkını gasp eden uygulamalarla Türkiye de sendikalaşmaya  darbe vurulmuştur. Böylelikle Türkiye de bağımsız sendikaların kamu çalışanlarının  sorun alanları üzerinden bağımsız sendikaların  çalışanların yanında yer alma gayretleri sonuçsuz kalacak; uzun vadede varlıklarını sürdürmede zorlanmaları kaçınılmaz olacaktır.

 

Bizler SAHİM SEN ailesi olarak ;

* Yüzde bir lik sendikalaşma oranını,

*Yoksulluk sınırı altındaki artış oranlarını,

* Özgürlüklerin kısıtlandığı, siyasi otoritenin etkin olduğu satış sözleşmesini,

* Mali ve sosyal haklarımızın gün geçtikçe değer kaybederek, alım gücümüzün zayıflatılmasını,

*Liyakatsiz olan yönetici atamalarını,

* Demokrasi ve hukuk ilkelerinden uzaklaştırılmayı,

*Bağımlı sendikacılık anlayışını,

*Memurların ve sağlık çalışanlarının değersizleştirilmesini,

* 3600 ek gösterge ve eyt çalışmalarının yıllardır tamamlanamamasını,

*Parça parça verilen, maaş ve döner sermaye gelirlerini,

*Sağlık çalışanlarına yapılan şiddet ve tacizlere karşı caydırıcı önlem alınmamasını, *sağlık çalışanlarının mobbınge maruz bırakılmasını,

*Sağlık çalışanlarının iş yükü altında ezilmesini,

* Çalışanlar üzerinde siyasi otorite ve sendika gölgesinin olmasını,

* Hak aramanın siyasi otorite ve sendika korkusuna dönüşmesini,

*Yöneticilerin hukuk kurallarını kendi lehlerine yorumlamasını,

*Aile hekimliği sözleşme ve ödeme yönetmeliği ile; aile hekimlerimizin ve aile sağlığı çalışanlarının haklarına yönelik kısıtlamaları

*Yardımcı hizmetler sınıfının özlük haklarında eğitim ve öğretimine göre düzenleme yapılmamasını

*669 sayılı khk ile özlük hakları korunarak devir edilen asker hastaneleri personelinin özlük haklarının alınmasını

Kabul etmiyoruz kabul etmeyeceğiz.

ÖZEL HABER

Ahmet Doğan-KOBİLIFE

Diğer Makaleler

İlginizi Çekebilir